Bir medeniyet inşacısı olarak 'Namaz'

Köşe yazılarını derliyoruz.

Moderatörler: my, Huucu, kardelenim, Divane, veli, beyaz dilekce, fyznur, gülümse, kelimat, gulce, Ahmet

Cevapla
Kullanıcı avatarı
fyznur
Çok Özel Üye
Çok Özel Üye
Mesajlar: 2389
Kayıt: 18 May 2007, 12:39

Bir medeniyet inşacısı olarak 'Namaz'

Mesaj gönderen fyznur » 15 Nis 2008, 16:27

İnsan, başta Allah (cc) olmak üzere, ruhu ve bedeniyle birlikte kendisi, en yakınlarından itibaren bütün insanlar ve bütün "tabiî" çevre ile karşılıklı hak ve vazifeler temelinde münasebeti olan bir varlıktır.

Namaz, bu münasebeti, onun üzerinde seyrettiği hak ve vazifeleri bütünüyle ihtiva eden bir ibadettir. Bu özelliğiyle namaz, önce ferdi inşa eder, fakat onu cemaatle kılmak çok daha faziletli, hattâ gerekli olduğu için ferdi toplum içinde inşa eder; bir yandan ferdin ferdîliğini kabul etmekle birlikte, onu toplumun, çevrenin, coğrafyanın bir mensubu, bir parçası olarak da ele alır. İnsanı insan yapan iki temel unsurdan biri, onun sınırlarını bilmesi, hatalarını kabullenip vicdanında itirafla istiğfar edip, kendisine haksızlık yaptığı taraftan da özür dileyebilmesi, diğeri ise, en küçük bir iyiliği bile takdir ve teşekkürle karşılaması, kendisine her zaman iyiliklerin en büyüğünü yapan Cenab-ı Allah'a şükredebilmesidir. Namaz, baştan sona hem muhasebe, murakabe, yani kişinin kendisini sorgulaması ve dolayısıyla istiğfar, günahlardan arınma kurnasıdır; hem de yine baştan sona şükürdür, hamddir. Namaz, taşıdığı manâ ve muhteva çerçevesinde hakkıyla yerine getirildiği zaman kişiyi bütün kötülüklerden ve günahlardan alıkoyduğu, en azından derece derece bu yola sevk ettiği, onda potansiyel insan olmaktan gerçek insan olma seviyesine yükselme duygu ve azmi uyardığı gibi, onu hak ve hukuka riayet, vazifeye bağlılık, bütün aczi, fakrı, faniliği ve eğitim-öğretime muhtaçlığı ile nefsini tanıyıp, bu tanımanın aynasında Cenab-ı Allah'ın (cc) sonsuz kudretini, ğınasını, ebedîliğini, ilmini ve "ahlâk"ını yansıtma gibi en üstün faziletlerle donanmaya da yöneltir.

Namaz, Allah'a karşı eda edilmesi gereken bir borç, bir ibadet olmasının yanı sıra, bedenin ruh, ruhun beden, yani insanın kendi üzerindeki hakkını eda etmesidir de. Dolayısıyla namaz kılmayan, her bakımdan kendisine zulmetmiş olur. "Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: güzel koku, saliha kadın ve gözümün nuru namaz." buyuran Allah Rasûlü (sas), bu üçünü bir arada anmakla çok önemli gerçeklere işarette bulunmuştur. Meleklerin gıdası olan gerçek güzel koku, melekleşmiş ruhların da gıdasıdır. Cennet'te kadınlar için erkeklerden çok erkekler için kadınların nimet olarak zikredilmesi, aslında taşıdığı ruhla saliha kadının güzel koku gibi ruhu beslediği, dünyada evi cennete çeviren bir ruh, (onunla aynı kökten gelen) rayiha (güzel koku, misk ü anber) olduğu gerçeğidir. Hadis-i şerifte namaz ve güzel kokuyla birlikte anılması da, kadının gerçekten ne manâ ifade ettiği, ne manâ ifade etmesi gerektiğini göstermektedir. Ve göz nuru namaz, insanı ruhen en fazla besleyen bir azık, doygun bir ruhun beden üzerindeki tesiriyle de, bedenin sıhhati adına en önemli bir faktördür.

Ferdi her bakımdan inşa eden namaz, cemaatle kılınan bir ibadet olarak toplumu da inşa eder. Aynı mahallede yaşayanları beş vakitte, aynı şehirde oturanları haftada bir, hem de en üst seviyedeki idarecileriyle bir araya getirdiği, insanlarda ruhî ittifakı gerçekleştirip, ittifak etmiş ruhların gücünü taşıdığı gibi, toplumsal şiar olan ezanı ve inşaına sebep olduğu camilerle, topluma, ülkeye, toprağa semavîlik mührü vurur ve toplumu da, ülkeyi de, arzı da semavîleştirir. Fert ve toplum hayatına düzen getirir; ferde ve topluma gerçekte takip edilmesi gereken takvimi sunar. Toplum, caminin, dolayısıyla namazın etrafında, Allah'ın "eli altında" bütünleşir; arz ve semâ namazla iç içe girdiği gibi, namazla bütün kâinatın yekpare bütünlüğü idrak edilir.

Namaz, sürekli terakki merdivenidir de; yani sürekli miraçtır. Dolayısıyla namaz, her vakit yeniden duyulmalı, idrak edilmeli ve yaşanmalıdır. Kişinin namaza verdiği önem ve onu edadaki dikkati, onun insan olma niyet ve cehdinin derecesini de ortaya koyar. İns ve cin şeytanlarının namaza, camiye, ezana düşman olması asla boşuna değildir. Çünkü şeytan, kişi ile Allah'a yakınlığı nisbetinde uğraşır ve insan için en büyük değerlere en fazla düşmanlık besler.

Ali Ünal


Kullanıcı avatarı
gülümse
Bir Dost
Mesajlar: 2421
Kayıt: 05 May 2007, 15:40

Mesaj gönderen gülümse » 15 Nis 2008, 17:33

Allah razı olsun..
biz dua ettikçe bitmeyiz..

Kullanıcı avatarı
my
Çok Özel Üye
Çok Özel Üye
Mesajlar: 34284
Kayıt: 09 May 2007, 11:25

Mesaj gönderen my » 20 Nis 2008, 06:19

paylaşım için teşekkürler. :))

namazı "miraç" yapabilenlerden olmak duasıyla :cicekk
ÖLÜM GÜZEL ŞEY BUDUR PERDE ARDINDAKİ HABER,
HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜRMÜYDÜ PEYGAMBER.

(GERÇEK KUL OLAMADIYSAN (HALA) EY KALBİM..
BIRAK GÖZLERİMİ (BARİ) ONLAR AĞLASIN !
AĞLASIN DA O GÖZLERDEN KANLAR DAMLASIN!)

(DAĞILIR GİDER KARA BİR BULUT...
DOKUNUNCA BİR DOST ELİ...)

(...YÜZLERCE İLGİSİZ VE SAMİMİYETSİZ DOSTUN RUHSAL DESTEĞİ, BİR TEK CAN DOSTUN RUHSAL DESTEĞİ KADAR BÜYÜK OLAMAZ...)

(...TÜM YÜKSELİŞLERİN ARDINDA DOSTLARIN DUALARI VE DESTEKLERİ VARDIR...)


(AŞK DERDİYLE HOŞEM EL ÇEK İLACIMDAN TABİP
KILMA DERMAN KİM HELAKİM ZEHR–İ DERMANINDADIR.)

Cevapla