Namazda üç Mertebe Vardır...

Köşe yazılarını derliyoruz.

Moderatörler: my, Huucu, kardelenim, Divane, veli, beyaz dilekce, fyznur, gülümse, kelimat, gulce, Ahmet

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Ahmet
Hafız Üye
Hafız Üye
Mesajlar: 3747
Kayıt: 02 May 2007, 09:52
Konum: Konya

Namazda üç Mertebe Vardır...

Mesaj gönderen Ahmet » 24 Mar 2008, 20:26

[img::]http://www.mumsema.net/mumsema.gif[/img]

1.Mükellefiyet olarak eda edilen namaz: ülfet alaşımlı ve sadece Cenâb-ı Hakk’ın emrini yerine getirmiş olmakla sınırlı kılınan namazlar bu mertebeye dahildir. Hiç namaz kılmamaya göre elbette ki bu da bir mertebedir. Ancak, böyle namaz sahipleri, namazı terketme mes’uliyetinden kurtulsa da namazdan elde edilebilecek feyizlere tam mazhar olamazlar.

2. Kötülüklerden koruyan namaz: Namaz insanları fuhşiyattan ve dinin çirkin gördüğü bütün kötülüklerden korur. Evet, Cenâb-ı Hakk, namaza böyle bir husûsiyet vermiştir. Ne var ki, namazdan bu ölçüde istifade edebilmek, gerçek namaz ruhunu yakalamakla mümkün olur. şuurlu eda edilmiş her namaz, sahibini, koruyucu bir atmosfer gibi kuşatır ve münkeratın yol bulup ona ulaşmasına mani olur. Efendimiz(aleyhissalatu vesselam) (sallallahu aleyhi vesellem) namazdaki bu hususiyeti, kapısının önünden geçen nehirde, her gün beş defa yıkanan insanın kirlerden temizlenmesi teşbihiyle de anlatır. Zaten namazdaki bu husûsiyettir ki, sel sel olup üzerimize gelen münkerattan bizleri koruyup muhafaza etmektedir. Aksi halde bu kadar çirkinliğe ruhumuzun direnç göstermesi nasıl mümkün olurdu ki!..

3.. Mi’rac buudlu namaz: Her dakikası seneler kazandırabilecek çapta kılınan namaz Mi’rac televvünlü namazdır. Böyle bir namazı yakalamak çok zordur ve ancak seçkin ruhlara mahsustur; ama yine de mümkündür. Madem mümkündür, herkes gayret etmeli ve hiç olmazsa hayatının belli dönemlerinde böyle bir namazı yakalamaya çalışmalıdır.
Burada şu hatırlatmayı yapmakta da fayda var: Namaz herşeyden evvel bir mükellefiyettir; dolayısıyla da istenen seviye ve keyfiyette eda edilmese de, mutlaka kılınmalıdır. Seviyeli namaz kılamıyorum diye namazı terketmek, bir şuur emaresi değil, aksine şeytana maskara olmanın ifadesidir. Mü’minler bu oyuna gelmemelidirler.

Diğer taraftan, namazın belli rükünleri, belli vakitleri vardır. Hiç kimsenin bunlarla keyfî tasarrufta bulunmaya hakkı ve selahiyeti yoktur. Kendisinde böyle bir hak görenler de kesinlikle sağdan gelen şeytana yenik düşmüş kişilerdir. Dedikleri de söyledikleri de, ilmin, bilginin değil bu yenilginin delili ve işâretidir.
İlmin Sonu Yoktur,ama Yarısı Hafızlıktır...

Kullanıcı avatarı
nturk
Bronz üye
Bronz üye
Mesajlar: 116
Kayıt: 04 Eki 2007, 11:12
Konum: DÜNYANIN MERKEZİNDEN

Mesaj gönderen nturk » 24 Mar 2008, 20:32

Rabbim hepimize namazı hakkıyla kılmayı nsip etsin Allah razı olsun
"Hizmet Nimettir" (GAVS-I SANI HZ.)

Bi İsteğiniz Varsa Söyleyin YARDIMCI OLMAKTAN ZEVK DUYARIM

Kullanıcı avatarı
gelincik
Namaz Aşığı
Namaz Aşığı
Mesajlar: 1155
Kayıt: 22 Tem 2007, 01:06

Mesaj gönderen gelincik » 24 Mar 2008, 20:44

Amin kardesım..yazı ıcın tesekkurler

Cevapla