Günde yirmi beş ezan

Köşe yazılarını derliyoruz.

Moderatörler: my, Huucu, kardelenim, Divane, veli, beyaz dilekce, fyznur, gülümse, kelimat, gulce, Ahmet

Cevapla
Kullanıcı avatarı
gulce
Bir Dost
Mesajlar: 5149
Kayıt: 25 Oca 2008, 18:59
Konum: İSTANBUL

Günde yirmi beş ezan

Mesaj gönderen gulce » 12 Eki 2008, 12:27

Uganda'ya Ramazan'da ziyarete giden okuyucumuz Mehmet Bey, bayramda ziyaretimize gelerek bizlere şunları aktardı: "Ziyaretine gittiğimiz bir köy camisinin elektrik ve hoparlör sistemini, oraya Türkiye'den giden yardım kurumları yerleştirip döşemişler.
Hoparlörden ilk zamanlar yirmi beş defa ezan okumuşlar. Şimdi biraz sayı azalmış. Hatta, biz az daha iftarlarımızı zamansız açacakken ikaz edildik: 'İftarı ancak üçüncü ezandan sonra açınız!' Bunun sebebini de, 'Bu ülkenin zamanında % 70'i Müslüman'dı ama sömürgeciler geldi, modern bina ve imkânlarla propaganda yaparak % 35'lere düşürdüler. Hatta resmî kayıtlarda Müslüman nüfusunu daha az göstermek için % 10 civarında olduğunu söylüyorlar. Onların mabedlerindeki hoparlörlerden devamlı kendi inançlarının reklamı yapılıyor. Sırf onların bu tutumlarına karşı bilhassa ilk günler bizimkiler de günde yirmi beş defa ezan okuyup durdular...' diyerek izah ettiler.

Bu psikolojik durumun bir benzerini on sene önce Almanya'da bir dostumuz şöyle anlatmıştı: "12 Eylül'den sonra ülkeme gidememiştim. Çocuklarım, Türkiye'yi görmeden büyümek zorunda kaldılar. Bir grup öğrenci Türkiye'ye gezmeye gidiyordu. Kızımı da onlarla gönderdim. İstanbul ve Bursa'yı gezmişler. Bana hep, 'Baba Türkiye'de câmilerimiz bir büyük, bir büyük!.. Bir görsen... Buradaki kiliseler onların yanında hiç kalır!..' deyip durdu. Çünkü çocuk, burada hep kiralık küçük mescitlerimizi görüyordu. Elbette kiliseler onlardan büyüktü. Demek ki, bu durum hep içinde kalmış. İstanbul ve Bursa'daki selâtîn câmilerini görünce rahatlamış. Onun için sevincini sık sık benimle paylaşmak ihtiyacını hissediyordu."

Mehmet Bey yine Uganda'da üniversite okuyan bir öğrencimizden naklen dedi ki: "Üniversitede boynunda haç bulunan Muhammed isminde birisiyle tanıştım. Annesi babası Müslüman olan bu kişiye, nasıl Hıristiyan olduğunu sordum. 'Misyonerler köyümüze geliyorlar ve Hıristiyan olanlara ve olmak isteyenlere çikolata veriyorlardı. Bir müddet direndim. Sonra çocukluk ya, dayanamadım. Sonra da onlar beni alıp okuttular. Onların bursuyla bu seviyeye geldim.' Ona hâlâ niçin isminin Muhammed olduğunu ve niye değiştirmediğini sordum. 'Bunun siz Müslümanlara ders ve ibret olması için... Bir çikolataya Müslüman çocukları dinlerini değiştirirken hâlâ siz nerelerdesiniz!.. Bunun muhasebesini yapmanız için!..' dedi."

Ben birkaç sene önce bu meseleyi duymuştum; ama hangi Afrika ülkesinde olduğunu bilmiyordum. Şimdi öğreniyorum ki, Uganda'da olmuş...

Mehmet Bey, yine orada bir köyde, dışarıdan gelen ve câmiyi baştan aşağı elden geçirip pırıl pırıl tertemiz hale getiren insanların, hemen akabinde köyde pek çok kişinin bu güzellik karşısında Müslüman olduklarını da anlattı...

Demek temizlik, nezâhet, insanların ellerinden tutmak... Bazı problemlerini çözüp insanca yaşamalarını temin etmek çok büyük önem arz ediyor. Zaten bu işler sırf onlar Müslüman olsun diye yapılmaz. Onlar da insan oldukları ve insanca yaşamaya -hangi dinden ve ırktan olurlarsa olsunlar- hakları olduğu ve haklarının tahakkuku için elimizden geleni yapmanın da boynumuzun borcu olduğu içindir.

Burada bir örnek olarak, kendi dininden ve ırkından olmayan mağdur ve mazlumlara yardımcı olan Zülkarneyn Aleyhisselam'ı hatırlayalım: "(Zülkarneyn) nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu. 'Ey Zülkarneyn!' dediler, Ye'cûc ve Me'cûc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onlar arasında bir set yapman için sana bir vergi vermeyi teklif ediyoruz, ne dersin?' O da şöyle cevap verdi: 'Rabb'imin bana verdiği imkânlar, sizin bana vereceğinizden daha hayırlıdır. Siz bana beden gücüyle yardımcı olun da sizinle onlar arasında sağlam bir set yapayım. Demir kütleler getirin bana!' Zülkarneyn, demir kütleleri ile iki dağın arasını doldurtup dağlarla aynı seviyeye getirince 'Körükleyin!' dedi. Tam onu bir ateş haline getirince, 'Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim.' dedi. Artık Ye'cûc ve Me'cûc'ün, ne seti aşmaya ne de onda delik açmaya güçleri yetmedi." (Kehf Sûresi, 93-97)


Abdullah Aymaz


nokta . . .


Kullanıcı avatarı
kardelenim
Çok Özel Üye
Çok Özel Üye
Mesajlar: 5855
Kayıt: 21 Nis 2007, 14:23
Konum: gonulden...

Mesaj gönderen kardelenim » 12 Eki 2008, 12:45

Ona hâlâ niçin isminin Muhammed olduğunu ve niye değiştirmediğini sordum. 'Bunun siz Müslümanlara ders ve ibret olması için... Bir çikolataya Müslüman çocukları dinlerini değiştirirken hâlâ siz nerelerdesiniz!.. Bunun muhasebesini yapmanız için!..' dedi.

:( :aglamakistiyorummm :aglamakistiyorummm
nerelerdeydik Allah'ım nerelerde??her geçen gün içimde çığ gibi büyüyen derdim...kimseye anlatılamaz,kimse bilemez...herkes sanıyor ki başka sıkıntılar var..değil işte bundan daha büyük dert mi olur???
hergün müslüman olduğumuz için ne türlü ithamlara kalıyoruz..neler duyuyoruz...
ama hala buradayız...buradayız işte Muhammed! geldik ama siz nerelerdesiniz?neden görmüyorsunuz bizi?neden görmemekte ısrar ediyorsunuz???
ANCAK FİKİRDİR VARLIĞIN, GERİSİ ET VE KEMİKTİR BİR YIĞIN

Her Hakkım Saklıdır®™
|l|lllll|lll||ll||lll||ll||
³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³

Kullanıcı avatarı
melissa
Çok Özel Üye
Çok Özel Üye
Mesajlar: 15176
Kayıt: 26 Haz 2007, 10:07
Konum: Gurbet sanıyor.

Mesaj gönderen melissa » 12 Eki 2008, 20:51

Ben de herhalde bir ezan sesi duysam belcikada ciglik atip ezan okunuyor diye bagirirdim herhalde.
Var olanin kiymetini bilmemek olmayani ozlemek..
Kimse veremez yuregimdeki yangini kimse sonduremez, bir cukulatami sondurecek!.
O'ndan gayrisi bilemez, nasipten gayrisi hak edilemez.
ne oldu soyle icimdeki yangin nedir soyle.
hasret... ozlem neye her seyi verene her seyi bilene, hakiki guzele,
Bunu duymadiysan bunu aramadiysan nafile! Alirlar bir cukulataya seni .adin ne olursa olsun , ister Muhammed ister melissa.
Kimse de kurtaramaz kurtulmak isteyen kim,?
Kendini aramadiysan, bu dunya hayati degerliyse, neyi arar ki insan
Arayan bulur, nerede olursa adi ne olursa olsun O' nu bulur
Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır.
Konfüçyüs.

betül

Mesaj gönderen betül » 12 Eki 2008, 21:43

Allah razı olsun :(

Cevapla